PRP: Kendi Kanınızda Bulunan Trombositlerinizden Elde Edilen Kozmetik Dermatoloji Tedavisi

     PRP yüz, boyun, dekolte (göğüs bölgesi) ve el üstündeki derinin gençleşmesine, skarların azaltılmasına, saç dökülmesinin azaltılması ve yeni saç çıkışının uyarılmasına yardımcı olur ve hastanın kendi vücudundan elde edilerek kullanılan güvenli, ucuz ve etkili bir tekniktir.

     Trombositten zengin otolog (kendi kanından) plazma kısaca  PRP olarak isimlendirilmektedir. PRP, Platelet Rich Plazma kelimelerinin baş harflerinden alınan ve günümüzde cilt gençleştirme, iz tedavisi, saç dökülmesinin tedavisi amacı ile kullanılan yöntemlerden biridir.  PRP uygulamaları günümüzde kozmetik dermatoloji uygulamalarında sıklıkla kullanılmaktadır. Bu cilt yenileme tekniği 2004 yılından bu yana dünyada Türkiye'de ve daha pek çok ülkede kullanılıyor. Bu yöntemde zarar görmüş ya da yaşlanmış bir cildi tedavi etmek üzere bir hastanın kendi kanından elde edilen trombositten zengin plazması kullanılır. PRP uygulaması hazır kitler ile yapıldığında daha fazla büyüme faktörünün açığa çıkmasına ve normal bir yara iyileşme sürecine oranla daha fazla kök hücre çekilmesine neden olan birkaç milyondan fazla trombosit içerir.
     Kan dolaşımımızda bulunan trombositler, normalde bulundukları kan dolaşımının dışına çıkarak vücut dokularında bulunduğunda büyüme faktörlerini ve zedelenen alanın kök hücrelerini harekete geçirecek kimyasalları açığa çıkarmak üzere aktive edilirler. Trombositlerden salınan çeşitli büyüme faktörleri yeni kolajen üretimi için fibroblastlar gibi bağ doku hücrelerini uyarırlar ve harekete geçirilen kök hücreler cildin en üst epidermis katmanında bulunan epidermal hücrelere, dermiste bulunan fibroblastlara ve hatta yağ dokuda bulunan yağ hücrelerine dönüşebilen dolgunluk sağlayan pre-adipositlere bile dönüşebilirler. Aynı zamanda, yeni hücre dışı bağlayıcı madde ve mikroskobik kan damarları oluşumu da meydana gelir.
     Trombositlerin öncelikle aktive edilmeleri gerekir çünkü sadece aktif trombositler büyüme faktörlerini açığa çıkarır ve kök hücreleri çekebilirler. Biyolojik olarak aktif olmayan dolguların tersine aktive edilmiş trombositten zengin plazma, ciltte biyolojik olarak aktif fibrin-iplik ‘iskelesi’ oluşturmak amacıyla plazma içindeki fibrin ile etkileşime girer. Bu ‘iskele’, fibrin ipliklerin içine hapsolan trombositleri barındırır ve takip eden günlerde fibroblastlar ve kök hücreler bu iskelenin içine doğru hareket ederek gelişmeye başlar.
     PRP uygulamaları muayenehanede yapılabilir ve tüm işlem 30 dakikadan daha az bir sürede (enjeksiyon süresi ve santrifüjde hazırlama hariç) tamamlanır. Hastanın kolunun ön kısmından yaklaşık 10 ml venöz kan alınır ve santrifüjde hazırlanır. Santrifüj işlemi kırmızı kan hücrelerini plazma ve trombositlerden ayırır. Böylece konsantre edilmiş plazma içindeki trombositler kandaki doğal konsantrasyona kıyasla 2-5 kat daha zengin hale gelirler.
     Yaklaşık 20-30’lu yaşlardan itibaren vücudumuz daha az kolajen ve elastin üretmeye başlar ve özellikle yüzdeki cilt elastikiyetini kaybederek ve sarkmalar ve kırışıklıklar başlar. Bu süreç çevre (güneş / UV ışığına maruz kalma), yaşam tarzı (sigara ve alkol), stres ve hastalıklar sayesinde daha da karmaşık hale gelir.

     Genç yaşlarda (30-40’lı yaşlar) temel hedef gençleştirme, kolajendeki azalmanın engellenmesi ve yeni kolajen ve elastin üretiminin yeniden canlandırılması yani kısacası yaşlanma sürecinin yavaşlatılmasıdır. Bu yaşlarda 2-3 yılda bir uygulanan PRP tedavisi yeterli olur.
     Orta yaşlarda (40-50’li yaşlar) hedef gençleştirme ve daha zor bir şekilde gerçekleşen, yaşlanma sürecini tersine çevirmektir. Kolajen ve elastin üretiminin daha fazla artırılması önemlidir. İlk PRP tedavisini, 6 ay sonra yapılacak olan ikinci bir PRP tedavisi ve bunu da ikinci tedaviden ortalama 9 ay sonra yapılacak olan üçüncü bir PRP tedavisi izler. İdame tedavileri her 12-18 ayda bir yapılırsa iyi olur.

     Daha ileri yaşlarda (50 yaş üstü) hedef gençleştirme ve yaşlanma sürecini daha yoğun bir şekilde terse çevirmektir. İlk PRP tedavisini, 3-6 ay sonra yapılacak olan ikinci bir PRP tedavisi ve bunu da ikinci tedaviden ortalama 6 ay sonra yapılacak olan üçüncü bir PRP tedavisi izler. Her 12 ayda bir idame PRP tedavileri önerilir.
     PRP iğne yardımıyla ya mezoterapi gibi deri içine yüzeysel bir şekilde  deri dokusunu geliştirmek için uygulanan çoklu enjeksiyonlar ile ya da aynı dolgu gibi  ‘gözyaşı oluğu’, göz kapakları, burun-dudak çizgileri, ağız kenarındaki çizgiler ve dudakların hacimsel olarak doldurulması ve dudak, yanak ve çene bölgelerinin dolgunlaştırılmasının yanı sıra hafif kırışıklıkların ya da çizgilerin tedavi etmek amacıyla enjekte edilir.
     Trombosit anormallikleri, düşük trombosit sayısı, tedavinin önerildiği bölgede oluşan enfeksiyon, ateşli hastalık, kronik karaciğer hastalığı ve pıhtılaşma önleyici tedavi (varfarin ya da heparin) varlığında PRP uygulanmaz
     Dermapen, çeşitli lazer sistemleri (ablatif ya da non ablatif) ve radyo frekansı (RF) gibi araçlar da fibrobastları yeni kolajen üretimi için uyarır. Bu tedaviler ile birlikte PRP uygulamaları birbirinin etkisini geliştirmek için kombine şekilde kullanılabilir. Kombinasyon tedavileri özellikle 40 yaş üstü hasta grubu ve skar tedavilerinde oldukça önemlidir.
     Tedavi öncesi hastalar ağızdan alınan C vitamini (günde 1000mg), çinko ve D vitamini (tavsiye edilen günlük miktardan daha fazla değil) gibi daha fazla kolajen üretimi için fibroblastları uyaran ürünleri tedavi gününden 7-14 gün önce almaya başlayabilirler. Yine, tedaviden önceki 7-14 gün içinde topikal uygulanan ürünlerden A vitamini kremi ve C vitamini serumu kullanımı fibroblasları aktive etmeye yardımcı olur. Aspirin, E vitamini ve St John’s Wort (Hypericum perforatum / sarı kantaron, antidepresan olarak da kullanılır), çilek, kiraz kullanımı daha fazla morarmaya neden olabilir. Hastalar bu ürünleri kesmek zorunda değildirler ancak yan etkiler biraz daha alevli olabilir.
     PRP uygulamasından 20- 30 dakika önce uygulanan topikal anestezik krem ve buz torbaları ağrıyı azaltma açısından genellikle yeterlidir. Dudaklar ve alın bölgesi gibi fazlasıyla hassas olan bölgeler için lokal anestezi gerekebilir. Göze yakın olmasına rağmen göz kapakları ağrıya fazla hassas değildir, çünkü burada deri çok incedir ve topikal anestezik kremler ve buz yardımıyla kolaylıkla uyuşur. Hastalara tedavi sonrasında nonsterooid antienflamatuvar ağrı kesiciler ya da aspirin gibi ilaçlar almamaları tavsiye edilir, çünkü bu ilaçlar enflamasyonu bastırır ve PRP sonucu ortaya çıkacak etkiyi azaltır. Enflamasyon yani yangı PRP etkisini sağlayan en önemli araçtır.
     Tedavi sonrası geçici kızarıklık, ödem, ufak çapta ekimozlar görülür ve bu etkiler genellikle 1-2 gün içinde kaybolur. PRP tedavisi sonrası herhangibir önemli komplikasyona şimdiye dek rastlanmamıştır. Kolajen, Hyalüronik asit, Kalsiyum Hidroksiapatit, silikon ve hatta otolog yağ gibi dermal dolgu enjeksiyonlarında da nadiren görülebilen komplikasyonlar teorik olarak PRP ile de görülebilir. 

 

0-262-3334545

0-531-9913272

  • Google Places
  • Instagram
  • Facebook
  • YouTube
  • Blogger

©2020, Doc. Dr. Berna AKSOY tarafından kurulmuştur.

Yasal Uyarı

Bu sayfa sadece Doç. Dr. Berna Aksoy hakkında bilgiler ve Dermatoloji ile ilgili genel bilgilendirmeler içermektedir.

Tanı ve tedavi için kullanılmamalıdır.

Tanı ve tedavi amacıyla lütfen hekiminize başvurunuz.